Yer Altı Yapıları

-AĞIRNAS-

Mimar Sinan Yeraltı Şehri:

Ağırnas’ta, Mimar Sinan’ın doğduğu ve bugün müze olan evin altında çok büyük bir yeraltı yapısı bulunmaktadır. Bahsi geçen bu evin restorasyonu ve çevre düzenlemesi 2006-2008 yılları arasında Prof. Metin Sözen başkanlığında bir ekip tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu çalışma sırasında evin altında bulunan yeraltı yapılarının bir kısmı da temizlenip düzenlenerek ziyarete açılmıştır. Bu düzenleme ile yeraltı şehrinin sadece Mimar Sinan’ın evinin altını kapsamadığı, Ağırnas’ta bulunan tüm eski evlerin altının bir ağ şeklinde yeraltı yapılarıyla birbirine bağlı olduğu anlaşılmıştır. Zaman içinde civardaki birçok ev sahibi, yeraltından kendi evlerine ulaşılmasını engellemek için bağlantı tünellerini taşlarla örerek kapatmışlardır.

Mimar Sinan’ın evinin altında bulunan yeraltı yapı kompleksi iki katta toplam 1.850 m2 lik bir alana yayılmıştır. Bazı ara bağlantılar iptal edildiği için bugün Mimar Sinan’nın evinin altında dört farklı yeraltı yapısı mevcuttur ama, geçmişte bunların tümünün tek bir yapı olduğu kesindir. Öte yandan, bugün bile bu yapılardan birinci ve dördüncüsünün diğer komşu evlerin altına dek devam etmesi ve birçok farklı noktadan yeryüzüne çıkışının olması, yüzyıllar önce Ağırnas Köyü’nde ne denli karmaşık bir yeraltı yapı kompleksi olduğunun ispatı gibidir. Yapının, en azından bir dönem, savunma amacıyla inşa edildiği dördüncü yeraltı yapısında üçü in situ, dört taş kapı olmasından bellidir. Giriş tünellerini kapatmak için kullanılan ve dışarıdan açılması mümkün olmayan bu taş kapıların ikisi; 140 cm ve 155 cm çapları ile, Kapadokya ölçülerinde bile çok büyüktür. Fakat, zaman içinde savunma kaygısı kalmayan bu yeraltı yapıları inşa amacını yitirmiş ve büyük yapısal değişikler geçirmiştir.

Müze-evin hemen yanında bulunan ilk yeraltı yapısına, tavanı taş kemerlerle desteklenen büyük bir odadan girilerek ulaşılmaktadır. Hem bu yapının birçok yerinde, hem de civar bazı evlerin altında sıkça rastlanan bu; beşik tonozlu çatıya sahip büyük yeraltı odaları olasılıkla köyün bu kısmının en eski yapılarındandır. Bu, ilk yeraltı yerleşimleri doğuya doğru farklı odalarla devam etmekte ve –planda da görüldüğü gibi- bazıları bugün taşlarla kapatılmış dehlizlerle komşu evlerin altına uzanmaktadır.

Ana yapının içinde ve üst kata çıkan merdivenin altından ulaşılan ikinci yeraltı yapısı iki bağlantısı taşla örülerek kapatılmış, küçük bir depodur.  Bu ufak yapının ana odasında yerde bulunan ve küplerin yerleştirilmesi için oyulmuş delikler de bu yapının amacını göstermektedir. Bu yapının iki farklı duvarı, komşu evlere uzanan diğer yeraltı yapılarıyla bağlantısının kesilmesi amacıyla, taşla örülmüştür.

Ana binanın yan tarafında, dar bir sokaktan ulaşılan üçüncü yeraltı yapısı da bağımsız bir diğer depo alanıdır. Bu yapının uzun zaman önce diğer yeraltı yapılarıyla bağlantılı olarak kullanılan bir yaşam alanı olma olasılığı varsa da, bu fonksiyonunu yüzyıllar önce kaybettiği ve depo olarak kullanıldığı görülmektedir.

Mimar Sinan’ın evinin altında yer alan yeraltı yapılarının en büyüğü ve en önemlisi dördüncü yapıdır. Bu yapının girişinin güneyinde, tavanı beşik tonozlu yapının altında yer alan ve dökümhane olduğu düşünülen ocaklar bu yeraltı yapısının en azından bir dönem atölye olarak kullanıldığını göstermektedir. Dökümhaneden sonra doğuya doğru devam eden yapı bir evin içinden öndeki sokağa çıkmaktadır. Bu kısıma dek iki katlı inşa edilmiş ve temizlenerek turizme açılmış olan yapı, bu noktadan sonra küçük bir bağlantı ile civarda bulunan evlerin altına doğru devam etmektedir. Yeraltı şehrinin bu kısımları temizlenmemiştir ve, daha ilginci, bazı yeraltı yapıları komşu evlerde yaşayanlar tarafından hala kullanılmaktadır. Doğuya doğru uzanan son galeri ise hafriyatla tıkalıdır ve burada bulunan bir diğer taş kapı yapının ilk inşa amacını vurgulamaktadır.

 

Ağırnas Yeraltı Şehri:

Ağırnas’ın girişinde, doğu yamaçta yer alan ve 6 yıldır turizme açık olan bu yapının ilk detaylı ölçümü ve haritalanması tarafımızdan gerçekleştirildi. Ağırnas’ın 200 m kadar güneyinde yer alan kayalık bir sırta oyularak inşa edilmiş olan Ağırnas Yeraltı Şehri, girişinde yer alan ufak kilisesi, erzak depoları, taş kapıları ve yaşam yerleri ile birlikte tipik bir Kapadokya tarzı savunma yapısı mimarisine sahiptir.

Kiliseden hemen ardındaki tünellerde gözlenen taş kapılar, kilisenin normal zamanlarda da kullanıldığını ispatlamaktadır. Kilisenin doğusundan ulaşılan 24 m uzunluğa ve yer yer 4 m genişliğe sahip büyük salon oldukça etkileyici bir işçiliğe sahiptir. Salonun kuzeydoğusunda bulunan bir diğer giriş iptal edilmiştir ama girişi savunmaya yarayan taş kapı yerinde durmaktadır. Salonun güneydoğusunda doğru 60 m devam eden ana tünelde toplam 11 adet yaşam yeri /depo odası mevcuttur. Bu odaların tümü, bilinen diğer Kapadokya yeraltı şehri örnekleriyle karşılaştırılamayacak ölçüde büyük ve ferahtır. Tünelin hemen hemen orta kısmında yer alan ve dışarıya açılan bir başka kapı bugün taşla örülerek iptal edilmiştir. Bu girişten 5 m içeride girişi savunmaya yarayan taş kapı bugün mevcut değilse de, bu kapının bulunduğu operasyon odası belirgindir. Yeraltı şehrinin güneydoğusunda, en son kısımda bir başka giriş/çıkış noktası ve taş kapı daha mevcuttur.

 

Mustafa Bozdemir Yeraltı Şehri:

Ağırnas’ın içinde, Mimar Sinan Evi’nden sadece 100 m uzaklıkta yer alan bu yapı Mustafa Bozdemir’in evinin altında yer almaktadır. Ev sahibi tarafından temizlenerek turizme açılan, ardından Kayseri Koruma Kurulu’nun 30 Ekim 2014 tarihli ve 1263 sayılı kararı ile her türlü faaliyeti engellenen bu yapı tarafımızdan ölçülüp haritalanmıştır. Yukarıda, Mimar Sinan Yeraltı Şehri yazısında da açıkladığımız gibi; Mustafa Bozdemir Yeraltı Şehri, tüm Ağırnas’ın altını bir ağ gibi ören yeraltı savunma yapıları kompleksinin bir parçasıdır. Olasılıkla 12-13. yüzyıllardan sonra amacını yitiren bu savunma yapısı, daha sonraki dönemlerde depo, ahır vs. gibi amaçlarla kullanılmış olmalıdır. Bu kullanım değişiklikleri sırasında yapının komşu evlerin altına doğru uzanan bağlantı geçitleri taşlarla örülüp kapatılmıştır. Mimar Sinan Yeraltı Şehri’nde de gördüğümüz gibi, bu yapıda da zaman içinde ciddi mimari değişikliğe uğramış büyük salonlar mevcuttur.

Ana girişte ve bu girişin batısında bulunan beşik tonozlu, yüksek tavanlı üç büyük salon da Mimar Sinan Yeraltı Şehri’nde bulunanlarla büyük benzerlik göstermektedir. Yapının, savunma amaçlı ve taş kapılı alt kısımlarının üstünde yer alan bu büyük salonların günlük yaşam için kullanıldığı düşünülebilir.

-DİMİTRE-

DIMITRE KAYA YERLEŞİMİ NO 1

Bu yeraltı yapı sisteminin en önemli mekanı; ana girişteki 5.5 m uzunluğa sahip geniş galerinin devamında ulaşılan, 9.5 x 4.3 m ölçülerinde, düzgün dikdörtgen planlı ve beşik tonoz şeklinde kazılmış tavanı en yüksek noktasında 4.2 m olan devasa yapıdır. Kayseri civarında rastladığımız kaya oyması en büyük tek mekanlardan birisi olan bu salonun her iki duvarında da dörder niş mevcuttur. Yapının işlevi belirsiz olsa da, bir kilise olmadığı düşünülebilir.  Bu büyük salonun kuzeybatı yönündeki karşı duvarında son derece düzgün kazılmış bir kapı ve geçitle ulaşılan küçük bir oda mevcuttur ve bu odadan sonra, batıya doğru devam eden tünellerinin savunma amaçlı kazıldığı kesindir. Kapı taşları yerlerinde olmasalarda tünel boyunca kazılmış iki adet operasyon odası belirgindir. İlginç olan nokta; savunmanın, güney duvarı tamamen çökmüş olan son odadan geriye doğru düzenlenmiş olmasıdır. Çöküntüden dolayı devamı araştırılamayan bu son oda bir mesken olarak kullanılıyor olmalıydı. Bu odanın kuzeyinde başlayan tünel kısa bir mesafe sonra bir operasyon odasına, ardından da büyük bir odaya ulaşmaktadır. Ne yazık ki bu odanın batı köşesi de tavandan düşen molozlarla tamamen tıkalıdır. Dolayısıyla, bu noktada başka bir tünel olup olmadığını anlayabilmek mümkün değildir. Aynı odanın doğu köşesindeki tünelin başlangıcında bulunan bir diğer operasyon odası da doğu yönüne doğru savunma vermektedir. Bu noktada, kapı taşının karşı duvarda bir şaftı olmaması bize bu savunma yapısının inşaatının tamamlanmadan bırakıldığını düşündürmektedir.

Ana giriş galerisinden doğuya doğru devam eden yeraltı yapıları ise daha sonraki dönemlerde kazılmış veya eski yapıların çağlar boyunca değiştirilerek kullanılmış şekli olmalıdır. Giriş galerisindeki çöküntülerle ulaşılabilen ama, tümünün de yeryüzüne bağlantısı olan bu yapılar olasılıkla mesken veya besi yerleridir. Benzer şekilde, büyük salonun doğusunda bulunan yuvarlak planlı küçük odanın içinde dik açılarla, 65 cm yüksekliğinde inşa edilmiş duvar bölmeleri, bahsi geçen salonun da bir dönem ağır / ağıl olarak kullanıldığını ve bu kısmın da su ve yemlik olabileceğini düşündürmekte.

 

 

 

DIMITRE KAYA YERLEŞİMİ NO 2

‘DUDU GÜZAY EVİ’

Önünde ve ardındaki tüm yapıların yıllar önce çöktüğü, yegane sağlam yapının ise üstümüzde duran, üç sıra kesme taştan yapılmış bir tonoz olduğu noktada yeraltı yapılarını ölçmeye hazırlanırken ziyaretimize gelen, yaşlı bir köy sakini bu yapının rahmetli halası Dudu Güzay’ın evi olduğunu ve çocukluğunun bu evde geçtiğini söyledi. Anlattığına göre, Dimitre Köyü yıllar önce boşaltılıp bugün bulunduğu yeni yerine taşınırken köylüler mağaraların önüne inşa edilmiş taş kesme eski evlerinin taşlarını da yeni evlerinde kullanmak için taşımışlar. Dolayısıyla; uzun yıllardır içine girmediği, bir kısmı sökülmüş, diğer birçok kısmı da geçen bunca yıl içinde çökmüş bu meskenin hangi kısmının ne amaçla kullanıldığı hatırlayamadı. Ama, çocukluğunun geçtiği bu evin tünellerini ve iki adet kapı taşını gayet net hatırlıyordu.

 

Gerçekten de, Dudu Hanım’ın 60 yıl öncesine dek mesken olarak kullandığı bu, iki kata yayılmış, birbirlerine tünellerle bağlı yedi odalı evinin tünellerinde iki tane devasa kapı taşı mevcuttu. Kuzey odasının doğusunda bulunan tünelin ağzını kapatan kapı taşının savunma yönü bu odaya doğrudur. Olasılıkla, bu oda antik çağda bir ‘son sığınma mekanı’ idi ve daha sonraki çağlarda güney duvarı yıkılarak dışarıyla bağlantılı bir mekan haline getirilmiş olmalıdır. Yapının güneyinde bulunan diğer kapı taşı ve operasyon odası zaman içinde tekrar kazılarak geçişler genişletilmiştir.

 

Görünen o ki, Dudu Hanım ve ailesi, kendilerinden yüzlerce yıl önce ve başka bir amaçla kazılmış bir yapıyı mesken edilmiş ve kendi ihtiyaçları doğrultusunda değiştirmiş olmalılar. Kapadokya’da sıklıkla rastlanan bu uygulama, kayalara kazılmış bu yapıların ilk inşa tarihini belirlemeyi de imkansız hale getiriyor. Kiliseler daha sonra güvercinlik oluyor veya Roma kaya mezarları mesken haline geliyor. Ya da meskenler ahıra, ahırlar depolara dönüşüyor. Duvarlar yıkılıp yeni odalar açılıyor veya odaların içinde duvarlar örülüyor. Binlerce yıldır kayaların içinde yaşamanın süregelen geleneği bu.

-KÜÇÜK BÜRÜNGÜZ

KÜÇÜK BÜRÜNGÜZ YERALTI ŞEHRİ

Küçük Bürüngüz’ün içinde tespit edebildiğimiz yegane yeraltı yapısı bu küçük, tüm tünelleri tıkalı ama, yine de ilginçliğinden hiçbir şey yitirmemiş yeraltı şehri idi. Köyün merkezinde ve evlerin altında bulunan ufak bir girişten ulaşılan bu yapı xx ölçülerinde bir oda ile başlamakta. ………….

 

KAYA YERLEŞİMLERİ

Köyün güneyinde, Koramaz Vadisi yamaçlarında bulunan bu ufak kaya yerleşim grubu toplam olarak xx farklı yapıyı içermekte. Çoğunun mesken veya besi yeri olduğu belirgin olan bu yapılar olasılıkla Ağırnas ve Vekse’de gözlemlendiği gibi, bugünkü köy yerleşimi ile birlikte ve aynı tarihlerde kullanılmış olmalılar.

-SUBAŞI-

SUBAŞI YERALTI ŞEHRİ

Subaşı (Üskübü) ye bağlı Kazlar Mevkii’nde yer alan bu yapı, bölgenin ilginç ve farklı yeraltı şehirlerinden birisidir. Yapı, Subaşı’nın yaklaşık 2 km güneydoğusunda, Sivri Dağ’a doğru yükselen, oldukça ıssız bir ovada yer almaktadır. Mimari açıdan ele alındığında, Subaşı Yeraltı Şehri bölgedeki tüm savunma amaçlı yeraltı yapılarından farklıdır. Toprak üzerinde, ufak bir tepe halinde açığa çıkmış, oldukça kırıklı volkanik tüfe kazılmış bu yeraltı şehrinin, birisi çökmeyle açılmış üç girişi mevcuttur. Ana girişin bir yeraltı şehri girişine hiç benzememesine karşın, eve ya da ahıra benzeyen bu girişin, savunma amaçlı yapıyı gizlediği de düşünülebilir. Haritasında oldukça basit görünmesine karşın, alçak tavanlı ve içiçe geçmiş odalarla, bu savunma yapısı tam anlamıyla bir labirent özelliğine sahiptir. Doğu kısmında, kısa bir merdivenle inilen, 4 odalı bir alt katı da bulunan bu yeraltı şehrinin bu alt kattaki tüm tünelleri hafriyatla tıkanmıştır. Kuzeybatı girişindeki savunma amaçlı bir taş kapının yerinde durmasına karşın kuzey ve güney tünellerinde, yatakları belirgin olan taş kapılar yerlerinde yoktur. Kayseri Koruma Kurulu’nun 23 Ocak 2011 tarihli ve 911 nolu kararı ile 1. Derece SİT ilan edilen Subaşı Yeraltı Şehri’nin yakın civarında, bugün herhangi bir izi kalmamış eski bir yerleşim bulunması olasılığı vardır. Bu yapının 200 m kadar güneyinde tespit ettiğimiz ve Kayseri Müzesi’ni de bilgilendirdiğimiz Selçuklu veya Erken Osmanlı mezar taşları da bu düşüncemizi destekler mahiyettedir.